kil-donmesi

Kıl Dönmesi

Çoğunlukla kuyruk sokumunda içinde kıl, kıl topağı ve irin birikimi barındıran boşluk veya kistlere kıl dönmesi denir. Ayrıca koltuk altı, kasık, göbek bölgeleri ve parmak aralarında da görülebilir. Eskiden doğuştan olduğu düşünülen bu hastalığın artık edinsel olduğu kabul edilir. Kıl dönmesi hastalığını kolaylaştıran bazı nedenler ve risk faktörleri mevcuttur:

Kıl Dönmesi Nedenleri

  • Vücut kıllarının ve günlük dökülen kıl miktarının fazla olması
  • Kalçalar arasındaki yarığın dar ve derin olması (Bu, kıllara uygulanan emme kuvvetinin artmasıyla dökülen kılların dar ve derin olukta uzun süre beklemesine neden olur)
  • Derinin uzun süre nemli kalması  (Kılların batmasını kolaylaştırır)
  • Kalçalar arasındaki yarıkta çatlak ya da nedbe dokusunun olması
  • Uzun süre oturarak çalışmak (Biriken kıllar devamlı olarak bu bölgede yaralanmaya neden olur)
  • Kötü hijyen

Risk Grupları

  • 20-40 yaş arasındaki kişiler
  • Sürekli oturarak çalışanlar (masa başı işi yapan ofis çalışanları, öğrenciler, şoförler vb.)
  • Erkekler
  • Yoğun kıl dokusuna sahip olanlar
  • Esmer tenli olanlar

Kıl Dönmesi Belirtileri

  • Şişlik
  • Ağrı
  • Kronik akıntı

Tanı

Hasta doktora başvurduğunda gözle muayene edilir ve kuyruk sokumundaki dönme görülür. Çok nadir de olsa, şüphede kalındığında MR’dan yararlanılabilir.

Kıl Dönmesi Tedavisi

Kıl dönmesinin apseli halinde bölgesel (lokal) veya genel anestezi altında apse boşaltılır. Antibiyotik ve antienflematuar ilaçlar tedaviye eklenir. Ancak hastalığın asıl tedavisi cerrahidir.

Mikrosinüzektomi: Küçük çaplı kistlerde, kist içine fenol/gümüş nitrat enjekte edilerek kistin cilt ağızlarının çıkarılmasıdır. Tekrar etme oranı yüzde 50 civarındadır. Sınırlı vakalarda kullanılır.

Açık cerrahi yöntem: Kist olduğu gibi çıkarılıp doku açık bırakılır. İyileşme süresi uzun, sürekli pansumanlar nedeniyle ağrılı ve tekrar olasılığı yüksektir.

Kapalı yöntem (limberg rotasyon flebi): Bizim de uyguladığımız bu yöntemde kist baklava dilimi şeklinde çıkarılır. Sağ kalçadan kaydırılan cilt/cilt altı yağlı dokuyla açık olan alan bir tahliye dreni konularak kapatılır. Spinal anestezi (belden uyuşturma) ile yapılır. Ortalama 30 dakika sürer. Ertesi gün taburcu olunur. 9-10 gün sonra dikişler alınarak süreç tamamlanır .İlk bir hafta yemek eyleminde ve tuvalet kullanımı dışında oturulmaması önerilir.

KISA SÜREDE İYİLEŞMESİ, AMELİYAT SONRASI AĞRI KONFORU VE TEKRARLAMA RİSKİNİN DÜŞÜK (1-2) olması avantajları arasındadır.

Hastalıklar

hemoroid

Hemoroid

Hemoroid anal kanalın üst bölümünde genişleyen yastıkçıklara denir. Halk arasında basur ya da mayasıl olarak da bilinen hemoroidlerin iç ve dış olmak üzere iki türü vardır. Birtakım nedenlere bağlı olarak zamanla anal kanaldaki toplar damar yastıkçıkları makatın dışına çıkması hemoroid hastalığını oluşturur.

Hemoroidin Nedenleri?

  • Kronik kabızlık ve uzun süren ishal gibi bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler
  • Hamilelik ve doğum
  • Sürekli oturarak çalışmak (şoförlük gibi)
  • Sürekli ayakta çalışmak
  • Hareketsiz yaşam, tembellik
  • Ata binmek, bisiklete binmek
  • Alkol
  • Pelvik bölgedeki tümörler

Hemoroidin Belirtileri

  • Makatta ele gelen şişlik
  • Makatta ağrı
  • Dışkılama sırasında oluşan ağrılı veya ağrısız kanama
  • Akıntı, ıslaklık hissi
  • Kaşıntı

Yukarıda saydığımız belirtiler başka hastalıkların belirtisi de olabilir. Kanser, tümör, kolit, anal fissür, fistül gibi hastalıklar da bu şikayetlere neden olabilir. Bu nedenle hemoroid şüphesi olan kişi kendi kendine veya çevresinin tavsiyeleriyle hareket etmemeli, mutlaka doktora başvurmalıdır. Doktora başvurulduğunda hemoroidin tedavisi kısa sürede sağlanabilir, altta yatan başka bir hastalık varsa teşhis edilebilir ve buna yönelik tedavi yolu izlenebilir. Öte yandan eğer iç hemoroid varsa belirtiler daha geç ortaya çıkabilir. Ağrı, iç hemoroidde geç ortaya çıkan bir bulgudur.

Hemoroidi 4 dereceye ayırırız. Birinci derecede yastıkçıklar az belirgindir. İkinci derecede hemoroid memeleri dışkılama sırasında dışarıya sarkar ve kendiliğinden içeriye dönebilir. Makatta kaşıntı ve kanama şikayetleri görülebilir. Üçüncü dereceli hemoroidlerde dışkılama sırasında dışarıya çıkan memeler sadece elle itildiğinde içeriye sokulabilir. Dördüncü derecede ise elle dahi içeri itilemezler.

Hemoroid Tedavisi

Hemoroid tedavisi cerrahi ve cerrahi dışı yöntemlerle yapılabilir. Hastalığın derecesine göre tedavi yöntemi belirlenir. Birinci dereceli hemoroidlerde beslenme ve tuvalet alışkanlık önerileri genellikle yeterli olur. İkinci ve üçüncü derecelerde buna ek olarak ilaç tedavisi önerilir. Dördüncü derecede ise cerrahi yöntemlere başvurmak gerekebilir.  Ameliyatsız hemoroid tedavileri arasında band ligasyonu, skleroterapi ve infrared koagülasyon yöntemlerini sayabiliriz. Band ligasyonu yönteminde hemoroid memeleri lastik bantlarla sıkıştırılır. Bu sayede damar beslenmesi bozulur ve meme kuruyup düşer. İç hemoroidler için uygundur. Dış hemoroidlerde makat çevresinde ağrı duyulabilir. Skleroterapi yönteminde hemoroid memelerinin içine sklerozan denilen madde enjekte edilir. Bu sayede meme kurutulur. Tedavideki yeri sınırlı ve yetersizdir. İnfrared koagülasyon yönteminde ise hemoroid memesinin damarsal köküne kızılötesi ışın uygulanarak meme kurutulur. İkinci derecedeki hemoroidler için uygundur. Birkaç seans gerektirebilir, yineleme oranı yüksektir.

Hemoroid Ameliyatı

Klasik Hemoroid Ameliyatı: Hemoroid memeleri cerrahi olarak çıkarılır. Çıkarma işlemi yapılırken memeleri besleyen damara düğüm atılır, ki bu sayede tekrar oranı düşürülür. Ayrıca makat çevresindeki internal sifinkter dediğimiz ve kontrol dışı çalışan kas kısmen keserek gevşetilirse hem ameliyat sonrası konfor arttırılır hem de tekrarlama ihtimali biraz daha düşürülür.

Longo (Stapler-zımba) ile Hemoroidopeksi: Anal kanalın 4-5 cm üzerinde oluşan hemoroid memeleri 1-2 cm’lik kısmı özel bir stapler ile sıkıştırılıp otomatik stapler cihazıyla çıkarılır. Bu yöntem, işlem sonrasında daha az ağrı hissedilmesini ve daha erken normal hayata dönüşü sağlar. Ancak maliyeti klasik ameliyata göre biraz daha yüksektir ve tekrar oranı da biraz daha fazladır.

Hemoroid Ameliyatı Sonrası Bunlara Dikkat Edin

  • Ameliyatın ertesi günü taburcu edilebilirsiniz.
  • Taburcu olduktan sonra doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli bir şekilde kullanmalısınız.
  • 1-2 hafta makatta damla damla kanama ve sızıntı olabilir; bu normaldir.
  • 1 ay kadar dışkı yumuşatıcı ilaç kullanılmasını öneriyoruz.  Bu, ameliyat sonrası dışkılama konforunuzu iyileştirecektir.
  • 15-20 gün kadar oturma banyosu yapmanızı öneriyoruz. Küvete veya leğene makatı yakmayacak sıcaklıkta su koyarak sabah-akşam ve dışkılama sonraları bu uygulamayı yapabilirsiniz. Bu işlem hem yara pansumanı görevi görecek, hem olası ağrıları hafifletecek hem de iyileşmenize katkı sağlayacaktır. Unutmamalı ki bu bölgeye sıcak su tutmak ya da sıcak su torbası uygulamak aynı etkiyi göstermez.
  • Hem bol lifli gıdalar tüketmeyi hem de günde en az 2 litre su içmeyi unutmayın. Bu önerimiz sadece hemoroid ameliyatı olan hastalarımız için değil, herkes için geçerlidir. Bol bol meyve-sebze tüketin, tuvaletinizi bekletmeyin, uzun süre tuvalette oturmayın. 

Hastalıklar

kolon-kalinbagirsak-kanseri

Kolon Kanseri

Her 19 kişiden biri kalın bağırsak kanserine yakalanmaktadır. Kalın bağırsak kanseri (diğer adıyla kolon kanseri) gelişmiş ülkelerde kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser tipidir. Erkeklerde 50 yaşından sonra yakalanma riski daha yüksektir. 

Fazla kırmızı et tüketmek, aşırı yağlı yemek yemek, hareketsiz yaşamak gibi faktörler kolon kanseri görülme riskini artırır. Aynı şekilde aşırı kilolu olanların bu kansere yakalanma ihtimali daha yüksektir. 

Kolon Kanserinden Korunmak İçin

  • Sağlıklı beslenin.
  • Genetik yatkınlığınızı araştırın.
  • Hareketli yaşayın (Düzenli spor ve egzersiz yapın).
  • Kilo verin.
  • Sigara kullanıyorsanız bırakın.
  • D vitamini alın. (Güneş ışığından yararlanın)
  • 50 yaşında düzenli olarak kolonoskopi yaptırın.

Kolon kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğunu unutmayın. Önemli olan erken tanı koyabilmek ve çok basit korunma yöntemlerini uygulamaktır.

Kalın Bağırsak Kanseri Belirtileri

  • Dışkıda kan
  • Bağırsak alışkanlıklarında düzensizlikler, değişiklikler
  • Karında ve rektumda ağrı
  • Kilo kaybı
  • Yorgunluk
  • Rektumda gerilme hissi

Kalın Bağırsak Tedavisi

Kalın bağırsak kanseri eğer bağırsakla sınırlıysa ameliyatla tedavi edilir ve oldukça yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilir. Eğer bağırsak dışında lenf bezlerine sıçramışsa yine ana tedavi cerrahidir; ancak ameliyattan sonra koruyucu ilaç tedavisi (kemoterapi) uygulanır. Kanser belli organlara sıçramışsa belirli ölçüde ameliyat yapılabilir fakat bu kez ana tedavi kemoterapi olur. Sıçrayan organlardan temizlemek için de ayrıca ameliyat gerekebilir. Örneğin karaciğere sıçramışsa buna yönelik ameliyat yapılır. 

Hastalıklar

safra-kesesi-hastaliklari

Safra Kesesi

Safra kesesi karaciğerin alt kısmında bulunan, karaciğerden salgılanan safranın toplandığı yerdir. Karaciğer günlük 500-1500 ml kadar safra salgılar. Salgılanan safranın bir kısmını safra kesesinde depolanır. Sindirim esnasında safra kesesi kasılarak içindeki safrayı bağırsağa boşaltır. Bu şekilde yağlı gıdaların emilimi gerçekleşir.  

Safra Kesesi Taşlarının Oluşma Nedenleri

Safra kesesi taşlarının görülme riski yaş ilerledikçe artar.

Kadınlarda daha sık görülür.

Beyaz tenlilerde ve sarı saçlılarda daha sık görülür.

Çok doğum yapanlarda risk yüksektir.

Aşırı kilolular her zaman daha fazla risk altındadır.

Kolesterol seviyesi yükseldikçe risk artar.

Genetik yatkınlık önemlidir.

Aslında tüketilen yiyeceklerin safra kesi taşı oluşumuna doğrudan bir etkisi yoktur. Ancak zaten taş varsa yumurta, alkol, yağlı yiyecekler, kabuklu bakliyatlar ağrı ihtimalini çoğaltır. Uzun süren açlıklarda safra akışkanlığı azalır ve tortu oluşturmaya başlar. Oluşan tortular safra kesesi taşlarına zemin hazırlar. Bu taşlar genellikle kolesterol kristallerden oluşan yumuşak, gri-kahverengi renginde, kolay ezilebilen taşlardır. 

Safra Kesesi İltihabı (Kolesistit)

Safra kesesi taşları genellikle herhangi bir şikayete yol açmazlar. Tanısı da check-up ile ya da başka hastalıkların teşhisi esnasında tesadüfen konulur. Oluşan taşlar safra kesesi kanalını tıkayarak safra akışını engelleyebilir. Bu durumda kese duvarında ödem oluşur. Buna safra kesesi iltihabı denir ve işte bu evrede şikayetler başlar. Taşların çok sayıda olması, çok küçük olması ya da 2-3 cm’den büyük olması safra kesesi iltihabı ihtimalini arttırır. Tıkanıklık uzun sürerse kese duvarında çürüme ve delinme görülebilir. Bu durumda karın ağrısı şikayeti görülebilir. Buna ek olarak hazımsızlık ve şişkinlik gibi şikayetler de meydana gelebilir. Kesinin delinmesiyle nefesi kesecek kadar çok şiddetli karın ağrısı oluşması durumunda acil ameliyat gerekir.

Safra Kesesi Taşlarının Neden Olduğu Hastalıklar

Özellikle milimetrik boyuttaki küçük taşlar karaciğerden onikiparmak bağırsağına bağlanan ana safra kanalına düşerek ana safra kanalının tıkanmasına neden olabilir. Buna bağlı olarak idrar rengini koyulaştıran, mikropsuz sarılık olarak adlandırılan, aralıklı olarak artıp azalan ‘’kolik ağrı’’ dediğimiz durumu oluşturan hastalık gelişebilir. Bu hastalık karaciğerde hasara yol açabilir. Eğer şikayetlere enfeksiyon ve ateş de eklenirse kolanjit dediğimiz safra yolu iltihaplanması gelişebilir. Taşlar safra kanalının onikiparmak bağırsağına açılan kanal ağzını tıkarsa çok ciddi bir hastalık olan “pankreatit”e yol açabilir. Pankreatit çok hafif bir şekilde de atlatılabilir, yoğun bakım gerektiren ölümcül bir sürece de neden olabilir.

Tedavisi

Genellikle rastlantısal olarak bulunan, rahatsızlık yapmayan safra kesesi taşlarında; 70-75 yaş ve üzeri yaşlardaki akut kolesistit dediğimiz iltihaplı safra kesesi durumu dışındaki hastalarda ameliyata gerek duymadan sadece takip uyguluyoruz. Eğer şu durumlar mevcutsa ameliyat öneriyoruz:

*Safra kesesi kanalını tıkama ve ana safra kanalına dökülüp burada tıkanıklık yapabilme riski taşıyan milimetrik çaplı taşlara sahip safra keseleri

*2 cm’den büyük olup kronik safra kese iltihaplanması ve oldukça düşük riskle de olsa safra kesesi kanseri ihtimali oluşturan taşlar

*Çaplarına bakılmaksızın ağrı, hazımsızlık, şişkinlik ve benzeri şikayetleri oluşturan taşlar

*Safra kesesinde taş barındıran; hızlı enfeksiyon riski, delinme, ağrı hissinin azalması gibi ihtimallere yol açabilen şeker hastalığı varlığında

*5 mm çapından büyük (özellikle 10 mm üzeri) safra kesesi poliplerin ve hızlı büyüme gösteren poliplerin varlığında

*Taş içermeyen fakat iltihaplı safra kesesi hastalığı (AKALKÜLÖZ KOLESİSTİT) bulunan hastalarda

* İltihaplı safra kesesi hastalığı (KOLESİSTİT) ve safra kesesi delinmesinde ameliyat önerilir.

Safra Kesesi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Safra kesesi ameliyatı laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılır. Bu yöntem sayesinde karın bölgesi kesilmediği için daha erken iyileşme, yara enfeksiyonu ve fıtıklaşma riskinin düşük olması ve daha estetik görünüm mümkündür. 1 cm’lik deliklerden girilerek safra kesesiyle beraber taşlar alınır. Ortalama 20 dakika süren bir operasyondur. Hasta genellikle ertesi gün taburcu edilir. 

Hastalıklar

paratiroid-hastaliklari

Paratiroid Hastalıkları

Paratiroid bezleri boyundaki tiroid bezlerinin arkasında bulunan, genellikle sağda ve solda bezelye tanesi büyüklüğünde ikişer adet olan ve vücudun kalsiyum ve fosfor bakımından doğru dengeyi korumasına yardımcı paratiroid hormonu (PTH) salgılayan bezlerdir.

PTH (paratiroid hormonu) kandaki kalsiyum ve fosfor seviyelerini kontrol eder.

PTH (Paratiroid Hormonunun) Görevleri

*Vücut sıvısındaki ve kandaki kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler.

*Kalsiyumun kemiklerden kana geçmesini sağlar.

*Sindirimi tamamlanan besinlerden kalsiyum iyonlarının kana emilimini sağlar.

*Fosforun böbreklerden atılmasını azaltarak kandaki miktarının çoğalmasını sağlar.

Hastanın kanındaki kalsiyum ve fosfor seviyeleri ile PTH ( PARATİROİD HORMONU) seviyesinin ölçülmesi, paratiroid bezlerinin iyi çalışıp çalışmadığını kontrol etmek açısından yeterli bilgi vermektedir.

Kalsiyumun kandaki değerlerinde olan küçük değişiklikler bile bazı sinir ve kas bozukluklarına sebep olduğundan insan vücudunda paratiroid bezleri önemli bir yere sahiptir.

Çok fazla veya çok az PTH üretilirse vücuttaki kalsiyum seviyesi tehlikeli bir şekilde artar veya normalin altına düşebilir.

Paratiroid Hormonu Yüksekliğinin Nedenleri

  • D vitamini eksikliği ya da vücutta aşırı bulunması 
  • Kalsiyum ya da magnezyum yetersizliği
  • Paratiroid bezi hastalıkları
  • Vücutta kalsiyum yüksekliği
  • Böbrek hastalıkları
  • Fosfor yükselmesi

PTH’nun yükselmesi durumunda çeşitli belirtiler ortaya çıkar bunlar depresyon, halsizlik,kas ve sırt ağrıları, böbrek taşı, kabızlık şeklinde olabilir. Eğer bu tür şikayetlerden şüphe duyuluyorsa bir endokrinoloji bölümü doktoruna başvurmanız gerekmektedir.

Paratiroid Bezi Hastalıkları

  • Hiperparatiroidizm 
  • Hipoparatiroidizm
  • Paratiroid kanseri

Hastalıklar

tiroid-bezi-ve-hastaliklari

Tiroid Bezi ve Hastalıkları

Tiroid bezi boyunda yerleşen ve iki adet hormon üreten bir organdır. Adem elmasının hemen altında yer alan bu bezin ürettiği iki hormon vücudun enerjiyi kullanmasını ve depolamasını sağlar. Tiroid bezi tarafından yapılan bu işe metabolizma da denir.

Tiroid bezinde bazı değişiklikle veya bozukluklar olabilir. Örneğin tiroit bezinin büyümesine guatr, az çalışmasına ya da hiç çalışmamasına hipotiroidi, çok çalışmasına hipertiroidi denir. Bezde kanser hücrelerinin oluşmasına ise tiroid kanseri denir. Toplumumuzun önemli bir kısmında tiroit hastalığı vardır. Birçok kişide herhangi bir şikayete yol açmadığı için hastalığın farkında olunmaz.

Guatr

Guatr tiroit bezinin büyümesidir. Bazen nodül ile birlikte görülebilen guatr boynun tek ya da iki tarafında şişlikle kendisini belli edebilir. Basit bir büyümeyse herhangi bir şikayete yol açmayabilir. Büyük ve nodüllü guatrlar şişlikle birlikte nefes darlığına, yutma güçlüğüne, bazen de ağrıya neden olabilir. Guatrın nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için guatr yazımızı okuyabilirsiniz.

Hipotiroidi

Hipotiroidi tiroit hormonunun az olması ya da iflas etmesi anlamına gelir. En çok görülen troid hastalığıdır. Kadınlarda ve ileri yaşlarda görülme riski artar. Genetik yatkınlık önemli rol oynar. Tiroid hormonunun az salgılanması kişiyi yorgun düşürür. Mental ve fiziksel performansta düşüş olur. Kolesterolü yükseltmesi nedeniyle kalp hastalıklarına neden olabilir. Hipotiroidinin nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için hipotiroidi yazımızı okuyabilirsiniz.

Hipertiroidi

Hipertiroidi, hipotiroidinin tam tersi olarak tiroit hormonunun çok salgılanması anlamına gelir. Çok salgılanan tiroit hormonları kalp, sinir ve kas sistemini etkiler. Kaslarda zayıflık, ellerde titreme, kalp çarpıntısı, yorgunluk, asabiyet gibi şikayetler görülebilir. Hipertiroidinin en önemli nedeni graves hastalığıdır. Genlere ve bağışıklık sistemine bağlı ortaya çıkan graves hastalığı tiroit bezinin normalden fazla hormon üretmesine neden olur. Bu hastaların dikkati çeken tipik bulgusu gözlerinin dışarıya çıkmış gibi görünmesidir. Hipertiroidinin nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için hipertiroidi yazımızı okuyabilirsiniz.

Tiroid Kanserleri

Tiroid bezi hücrelerinde oluşan kanser türüdür. Çok sık görülen bir tür değildir. Kadınlarda yüzde 6, erkeklerde ise yüzde 1,5 oranında görülür. Birçok tiroid tümörü iyi huyludur. Yüzde 5’inin kanser olasılığı bulunur. Tiroid kanserinin nedeni henüz kesin olarak kanıtlanmasa da aşırı radyasyonun birinci etken olduğu bilinir. Tiroid kanserlerinin nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için tiroid kanseri yazımızı okuyabilirsiniz.

Hastalıklar

guatr

Guatr

Halk arasında tüm tiroid hastalıklarının guatr olduğu, hatta tiroid bezinin isminin de bu olduğu yönünde yanlış bir bilgi vardır. Guatr, tiroid bezinin büyümesine verilen addır. Bazen nodüllerle birlikte görülen bu hastalığın basit seviyelerinde genellikle belirti görülmez. Boynun tek ya da çift tarafında görülen şişlik gözle görülür bir belirti olduğu için en önemli bulgu olarak söylenebilir. Belirtilerinden önce nedenlerine göz atalım.

Guatr Nedenleri

Guatrın en önemli nedeni iyot eksikliğidir. İyot eksikliğinde vücudun hormon ihtiyacı artar ve guatr meydana gelebilir. Aynı durum hamilelik döneminde de geçerlidir. Ülkemiz insanlarında iyot eksikliği çok olduğu için guatr sorunu da çok görülür. Öte yandan tiroid bezinin diğer hastalıkları olan hipertiroidi, hipotiroidi, tiroit nodülü, tiroit iltihabı ve tiroit kanserleri de guatra neden olabilir.

Guatr Belirtileri

Basit guatrlar genellikle belirti vermez. Büyük ve nodüllü guatrlar ise;

Boynun bir ya da iki tarafında şişliğe,

Nefes darlığı ve yutma güçlüğüne,

Boyundaki toplardamarların genişlemesine,

Ani büyümesi ve iç kanama meydana gelmesi durumunda ise ağrıya neden olur.

Nodüler Guatr (Tiroid Nodülleri)

Tiroid bezi içerisinde oluşan anormal dokulara tiroid nodülü ya da nodüler guatr ismi verilir. Nodüller yüzde 5 oranında kansere dönüşebildiği için dikkat edilmelidir. Eğer nodül tedavi edilmesine rağmen büyümeye devam ediyorsa, lenf bezlerinde de şişme varsa, seste kalınlaşma olmuşsa ve soğuk nodül dediğimiz türdense kanser olasılığından şüphelenmek gerekir. Nodüler guatrın genellikle tek belirtisi boyundaki şişliktir. Eğer nodülün içinde kanama olmuşsa ağrı da görülebilir. Büyümesi durumunda ise nefes darlığına ve yutma güçlüğüne neden olabilir.

Nodüler Guatr Tedavisi

Nodüler guatr biyopsi, ultrason ve sintigrafi gibi tetkiklerle teşhied edilir. Biyopsinin sonucuna göre tedavi yolu belirlenir. Kanser varsa, nodülün çapı 3 cm’den büyükse, hızlı büyüyorsa , lenf bezlerinde şişme varsa ameliyat önerilebilir. Kanser olmayan bazı iyi huylu nodüller için ilaç tedavisi uygulanabilir. Bazen de sadece takip edilir. 

Hastalıklar

hipotiroidi

Hipotiroidi

Tiroid hormonunun az olmasına hipotiroidi denir. En sık rastlanılan bu hastalık kadınlarda, ileri yaşlarda ve ailesinde hipotiroidi  görülen kişilerde daha fazla görülür. Hipotiroidinin belirtileri başka hastalıklarla da karıştırılabilir. Hastada bulguların hepsi görülmeyebilir ya da şiddeti farklı olabilir. Bu yüzden kan testi ile erken teşhis sağlanmalıdır.

Özellikle mental ve fiziksel yorgunluğa yol açan hipotiroidi hastalığı kolestrol yüksekliğine de neden olabileceği için kalp hastalığı riskini arttırır. Ayrıca tedavisi tam olarak yapılmaması durumunda miksödem koması dediğimiz hayati problem meydana gelebilir. Gebelikte yaşandığında bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Doğumdan sonra çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişimini bozabilir. Doğumdan sonra yapılan rutin testlerde hipotiroidi anlaşılabilir.

Hipotiroidi belirtileri varsa ve şüpheleniyorsanız mutlaka kan testi yaptırmalısınız. Test pozitif çıkarsa birinci derece akrabalarınıza söylemelisiniz, ki onlarda test yaptırsınlar. Ailesinde hipotiroidi olan kişiler, hamileler, 60 yaş üstü kadınlar mutlaka kontrol edilmelidir.

Hipotiroidinin Belirtileri

  • Fiziksel yorgunluk
  • Mental yorgunluk
  • Hareketsizlik
  • Kilo alma
  • Kabızlık
  • Adet düzensizliği
  • Cilt kuruluğu

Hipotiroidinin Nedenleri

Hipotiroidinin en önemli nedeni Hashimoto tiroididir. Bu hastalık bağışıklık sisteminin tiroid bezine zarar vermesine neden olarak hormon üretmesini engeller. Doğuştan görülebildiği gibi diğer tiroid hastalıklarının tedavisinde uygulanan radyoaktif iyot ve cerrahi işlemler sonucunda da meydana gelebilir.

Hipotiroidi Tedavisi

Hipotiroidi hormon ilaçlarıyla tedavi edilir. Verilen ilaçla tiroid bezinin doğal olarak ürettiği T4’ün laboratuar koşullarında üretilmiş hali vücuda iletilir. Tiroit hormonu preperatları birbirinin aynısı olmadığı için aynı firmanın ilacıyla devam etmek gerekir. Herhangi bir nedenle ilacın değiştirilmesi gerekiyorsa TSH için kan testi yapılmalıdır. Ömür boyu kullanılması gereken bu ilaçlar ihtiyaçtan az alınırsa tam tedavisi sağlanamaz, fazla alınırsa kemik kaybına ve kalp fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilir. 

Hastalıklar

hipertiroidi

Hipertiroidi

Hipertiroidi, tiroit hormonunun çok salgılanması durumudur. Çok salgılanan tiroit hormonları kalp, sinir ve kas sistemini etkiler. Kaslarda zayıflık, ellerde titreme, kalp çarpıntısı, yorgunluk, asabiyet gibi şikayetler görülebilir. Hipertiroidinin en önemli nedeni graves hastalığıdır. Genlere ve bağışıklık sistemine bağlı ortaya çıkan graves hastalığı tiroit bezinin normalden fazla hormon üretmesine neden olur. Bu hastaların dikkati çeken tipik bulgusu gözlerinin dışarıya çıkmış gibi görünmesidir.

Hipertiroidi Belirtileri

  • Kaslarda güçsüzlük
  • Ellerde titreme
  • Yorgunluk
  • Kalp çarpıntısı
  • Kilo kaybı (Çok yense bile)
  • Bağırsak hareketlerinde artış; dolayısıyla ishal sorunu
  • Asabiyet
  • Gözde rahatsızlık ve görmede zorluk
  • Terleme, sıcağa tahammül edememe
  • Adet düzensizliği
  • Kısırlık

Hipertiroidi Nedenleri

Hipertiroidinin en önemli nedeni graves hastalığıdır. Bu hastalık nedeniyle bağışıklık sisteminde tiroid bezine karşı oluşan antikorlar tiroit bezinin normalden fazla hormon üretmesine sebep olur. Bu hastalarda en dikkat çekici belirti gözlerin dışarıya çıkmış gibi görünmesidir. Öte yandan tiroid nodülleri, tiroid hormonu takviyesi alınması ve tiroid bezlerinin iltihaplanması da hipertiroidinin nedenleri arasındadır.

Hipertiroidi Tedavisi

Hipertiroitte ilk olarak radyoaktif iyot tedavisi uygulanır. Radyoaktif maddelerle işaretlenen iyot tiroit bezi tarafından tutulur ve burayı harap eder. Tek bir hap ya da sıvı halinde uygulanan bu işlemden sonra hastanın etrafa radyasyon yaymamak için 1-2 gün evde tek başına kalması söylenir. Etkili bir yöntemdir. Ancak tiroit bezini harap ettiği için hormon takviyesi almak gerekebilir.

Eğer radyoaktif iyot tedavisi yapılamıyorsa, ilaçlar işe yaramamışsa ya da tiroid bezi çok büyümüşse ve nefes alımını engelliyorsa kesin çözüm olarak tiroidektomi dediğimiz tiroit bezinin çıkarılması ameliyatı yapılabilir. Radyoaktif iyot tedavisi veya cerrahi işlem yapıldıktan sonra hastalar mutlaka takip edilmeli, gerekli görülmesi halinde hormon takviyesi almalıdırlar.

Hastalıklar

tiroid-kanseri

Tiroid Kanseri

Tiroid kanseri, tiroid bezinin hücrelerinde oluşan kansere denir. Çok sık görülen bir kanser türü değildir. Kadınların yüzde 6’sında, erkeklerin yüzde 1,5’inde görülür. Birçoğu iyi huylu olan tiroid tümörlerinin yüzde 5 oranında kansere dönüşme ihtimali olduğu için dikkatle takip edilmesi gerekir.

Tiroid Kanseri Nedenleri

Tam olarak nedeni bilinmeyen tiroid kanserlerinin aşırı radyasyona bağlı geliştiği ortaya konulmuştur. Özellikle boyun bölgesine yönelik radyasyona uğramak, örneğin bu bölgeye yönelik radyoterapi tedavisi almak tiroid kanserine neden olabilir. Çernobil faciasına maruz kalan birçok kişi tiroid kanserinden dolayı hayatını kaybetmiştir. Öte yandan genetik faktörlerin de etkisi büyüktür. Ailesinde tiroid kanseri olan bir kişinin kanser riski artar.

Tiroid Kanseri Belirtileri

Çocuklarda ergenlikten önce nodül çıkması durumunda,

Yaşlılarda aniden nodül çıkması durumunda,

Ailede tiroid kanseri varlığında,

Erkeklerde tek nodül görülmesi durumunda,

Aniden ses problemi ve yutma güçlüğü oluşması durumunda tiroid kanserinden şüphelenilmelidir.

Tiroid Kanseri Tedavisi

Tiroid kanseri genellikle ultrasonografi ile teşhis edilir. Daha detaylı tanı için sintigrafi ya da biyopsi yapılabilir. Kanser teşhis edilmesi durumunda ilk uygulanacak tedavi yöntemi ameliyattır. Eğer kanser lenfe sıçramışsa total tiroidektomi işlemiyle tiroid bezi tamamen çıkarılır. Gerekirse lenf bezi de alınmalıdır. Zaten tercih edilen yol tüm bezin alınmasıdır. Bu yol tekrar riskini ortadan kaldırdığı gibi radyoaktif iyot tedavisine de imkan sağlar.

Cerrahi tedaviden 6 hafta sonra radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilir.

Hastalıklar