mide-kanseri

Mide Kanseri

Mide kanseri tüm kanserler arasında en çok görülen 4.kanser türüdür. Kötü beslenme alışkanlıkları, sigara, genetik yatkınlık gibi çeşitli nedenlerden dolayı mide mukozasında kötü huylu tümörlerin gelişmesi sonucunda oluşur. Erkeklerde daha çok görülen mide kanseri lenf bezlerine, karaciğere ve akciğere sıçrama eğilimindedir. Tüm kanser türlerinde olduğu gibi erkan teşhis edildiğinde tedavisi kolaylaşır.

Mide Kanserinin Nedenleri

Mide kanseri sindirim sistemi organlarının herhangi bir bölümünden gelişerek yayılabilir. Oluşmasında birtakım risk faktörleri vardır. Bu faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Yanlış beslenme (İşlenmiş gıdalar, aşırı hayvansal gıda tüketimi, hazır market ürünleri, aşırı tuzlanmış sebzeler mide kanserinin oluşmasına zemin hazırlar.)
  • Enfeksiyon (En önemli faktör helicobacter pylori enfeksiyonudur.)
  • Sigara
  • Alkol
  • Genetik yatkınlık
  • Mide Kanserinin Belirtileri
  • Hazımsızlık
  • Şişkinlik
  • Kilo kaybı
  • Karın ağrısı
  • Bulantı
  • Kusma
  • Doluluk hissi

Mide kanserinin en önemli belirtileri hazımsızlık ve şişkinliktir. İleri evrelerde ise karın ağrısı, bulantı, kusma ve kilo kaybı eşlik edebilir. Daha önce bu şikayetleri olmayan 40 yaş üstü hastaların hazımsızlık ve kilo kaybı gibi semptomları önemsemeleri gerekir.

Mide Kanseri Tedavisi

Mide kanserinin farklı çeşitleri vardır. Tedavi de bu çeşitlere bağlı yapılır. Erken evrelerde yakalanan kanserler cerrahinin daha kolay yapılmasını sağlar. Ameliyatta tümörlü bölüm ya da midenin tamamı alınabilir. Midesi alınan hastaya bağırsaktan yeni mide yapılır. Bu hastalar hayatlarını normal bir şekilde idame ettirebilirler. Sadece verilen diyete uymaları gerekir.

Hastalıklar

rektum-kanseri

Rektum Kanseri

Kalın bağırsağın sonundaki ve anüsün hemen önündeki 10-12 cm’lik bölüme rektum denir. Dışkının geçici olarak depolandığı yerdir. Dışkı birikiminin yeterli seviyeye ulaşmasıyla rektum gerilir ve dışkı hissinin oluşması sağlanır. Üst rektum ve alt rektum olarak iki bölümden oluşan rektumun alt kısmı kabızlık dışında hep boş kalır. 

Rektum kanseri, bu bölgedeki poliplerin tümöre dönüşmesiyle oluşur. Erkeklerde kadınlara oranla daha çok görülür. Özellikle 50 yaş üstü erkekler en riskli gruptur. Ancak görülme sıklığı 35 yaştan sonra artar. Rektum kanserinde genetik yatkınlık önemlidir. Aileden birinde rektum kanseri görülmüşse diğer bireylerde görülme riski de artar. 

Rektum Kanserinin Nedenleri

Genetik yatkınlık başta olmak üzere rektum kanserinin oluşmasında birtakım risk faktörler vardır. Bu faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Erkek olmak
  • Düzensiz ve sağlıksız beslenmek (Özellikle hayvansal gıdaların ve işlenmiş et ürünlerinin çok tüketilmesi)
  • Hareketsiz yaşam (Yetersiz fiziki aktivite)
  • Obezite (Aşırı kilolularda daha çok görülür)
  • Sigara
  • Genetik yatkınlık (Aileden birinde rektum kanseri görülmüşse diğer aile bireyleri de risk altındadır.)

Rektum Kanserinin Belirtileri

  • Sürekli tekrarlayan kabızlık ve ishal gibi dışkı düzensizlikleri,
  • Rektal kanama (Dışkıda kan görülmesi),
  • Dışkı çapının azalması,
  • Dışkılarken zorlanma,
  • Ağrı

Rektum Kanseri Tedavisi

Rektum kanserinin tedavisi ameliyat, radyoterapi ve kemoterapi ile sağlanabilir. Ameliyatta tümörün evresine ve yayılım durumuna göre rektumun tamamen çıkarılmasına ya da kanserleri bölgenin alınmasına yönelik yapılır. Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi kombine şekilde uygulanmalıdır.

Hastalıklar

laparoskopi

Laparoskopi

Laparoskopik cerrahi kapalı ameliyat yöntemidir. İnce uzun aletler ve video kamera yardımıyla 0,5-1 cm’lik deliklerden girilerek görüntüleme ve tedavi yapılır. Laparoskopik cerrahi, açık ameliyattaki gibi büyük kesilerin açılmasına gerek duymaz ve bu onun en büyük avantajıdır. Kesiler çok küçük olduğu için hasta daha kısa sürede iyileşir, normal hayata çabuk döner, ameliyat sonrasında açık ameliyattaki gibi ağrı hissetmez ve komplikasyon riski çok düşüktür. İşin içine kameranın dahil edilmesi daha ayrıntılı ve konforlu bir ameliyat süreci yaşanmasını sağlar. Kamera bir televizyon monitörüne aktarılır, cerrah bir yandan bu görüntülere bakarak en ince ayrıntıları dahi tespit edebilir, diğer yandan tedaviyi gerçekleştirir. 

Laparoskopik Cerrahinin Avantajları

  • Ameliyat sonrasında daha az ağrı hissedilir ve az travmaya neden olur
  • Hasta daha hızlı iyileşir
  • Daha erken taburcu olur
  • Normal hayata dönüşü daha hızlıdır
  • Daha az yara ve daha estetik yara izi olur
  • Karın içinde yapışıklık daha az olur
  • Daha az komplikasyon riski vardır. 

Açık Ameliyat

Açık ameliyatta karın içi organların görülmesi için büyük kesi açılır. Bu kesiler organların yerine göre farklı yerlerde olabilir. Genellikle 15-30 cm büyüklüğünde açılabilir. Bu, yapılacak ameliyata ve hastanın cüssesine göre değişir. Kullanılan aletler açık cerrahide kullanılan aletlerdir. Ameliyat bittikten sonra karın kaslarının zarları ve cilt ayrı ayrı dikilir. İç organlarının elle manüplasyonu, karın duvarının ekartörle gerilmesi ve gergin dikişler hastada fazla ağrıya ve rahatsızlığa neden olur. Özellikle gastrointestinal sistemin normal işlevini görmesi daha uzun zaman alır. Tüm bunlar hastanın hastanede yatış süresini ve normal hayata dönüşünü geciktirir. Açık cerrahinin gelişimi anestezi ve antisepsi-asepsinin keşfinden sonra (1850’li yıllarda) olmuştur. Yani geçmişi yaklaşık 165-170 yıldır.

Laparoskopik cerrahiyi ise ilk olarak kadın doğumcular basit işlemlerde kullanmışlardır. 1990’dan sonra Laparoskopik Kolesistektomi (kapalı safra kesesi ameliyatı) yaygınlaşmaya başlamıştır. Bunu kolon cerrahisi takip etmiştir. Geçtiğimiz 25 yılda cerrahi alanındaki en heyecan verici ilerlemelerden biri olmuştur.

Laparoskopi Hangi Hastalıklarda Uygulanır?

Aşağıdaki durumlarda laparoskopi yöntemi artık deneysel olmaktan çıkmış gelişimini gerçekleştirmiş ve standart tedavi halini almıştır. 

Hastalıklar

vucut-kitle-indeksi-hesaplama-formu

Vücut Kitle İndeksi Hesaplama

Vücut Kitle İndeksi Hesaplama
Vücut kitle indeksinizi (VKİ) kontrol etmek için bu hesap makinesini kullanın.
Vücut Kitle İndeksi Hesaplama
Boy
cm.
Lütfen 125 ile 225 arasında bir değer girin.
Kilo
kg.
Lütfen 10,0 ile 500,0 arasında (bir ondalık basamaklı) bir değer girin.
Boy
ft.
in.
Lütfen 4,2 ile 7,3 arasında bir değer girin.
Kilo
lb.
st.
Lütfen 22,0 ile 1000,0 arasında (bir ondalık basamaklı) bir değer girin.
Vücut Kitle İndeksini (VKİ) hesaplayın
Bu hesap makinesini kullanarak vücut kitle indeksinizi (VKİ) kontrol edebilir ve kilo kategorinizi belirlemede faydalı bir araç olarak kullanabilirsiniz. Ya da çocuğunuzun VKİ'sini hesaplamak için de kullanabilirsiniz.

Hastalıklar

endoskopi-gastroskopi-kolonoskopi

Endoskopi

Endoskopi, içi boş olan organların gözle incelenmesi işlemidir. Endoskopi genel bir isimlendirmedir. Aslında yapılan işlemin adı incelenen organa göre farklıdır. Örneğin yemek borusu, mide, onikiparmak bağırsağının beraber incelenmesine gastroskopi denir. Kalın bağırsaklar için yapılan endoskopi işlemi ise kolonoskopi şeklinde adlandırılır.

Endoskopi işlemleri sedasyon denilen bilinçli uyku hali oluşturularak yapılır. Hastanı bilinci açıktır ancak yarı uykulu halde olduğu için rahatsızlık duymaz. İşlem bittikten sonra hiçbir şey hatırlamaz.

Gastroskopi

Gastroskopide ışıklı ve esnek bir cihazla ağızdan girilir ve onikiparmak bağırsağına kadar inilebilir. Peki hangi hastalıkların teşhisinde gastroskopiye başvurulur:

  • Yemek borusunu ilgilendiren hastalıklarda (Yutma güçlüğü, göğüs arkasında yanma ve ağrı, ağıza acı su gelmesi gibi durumlar)
  • Mide ve onikiparmak bağırsağını ilgilendiren hastalıklarda (Karnın üst kısmında yanma, ağrı, ekşime, bulantı, kusma, tedaviye dirençli kansızlık, nedeni bilinmeyen kilo kayıpları gibi durumlar)
  • Üst sindirim sistemi kanamalarında (Ağızdan taze kan gelmesi, kahve telvesi şeklinde kusma veya siyah dışkılama şeklinde kendini belli eder)
  • Yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı kanserlerinin teşhisinde
  • Ülserlerin, iltihaplı alanların ve küçük tümörlerin tespit edilmesinde
  • Darlıkların genişletilmesi, poliplerin (etsi çıkıntıların) cerrahiye gerek kalmadan çıkarılmasında
  • Yutulan yabancı cisimlerin çıkarılmasında
  • Kanama kontrolü yapılmasında gastroskopi tercih edilir.

Kolonoskopi

Kolonoskopi, kalınbağırsaktaki sorunların makattan teşhis edilmesi ve gerekirse tedavi edilmesi için kullanılır. Makattan esnek ve gastroskopa göre daha uzun olan endoskopla girilir. Yaklaşık 20-120 cm kadar bir mesafe gözlenerek kalın bağırsakla ilgili hastalıklar araştırılır. Kolonoskopi hangi durumlarda kullanılır:

  • Dışkıda kanama,
  • Siyah renkli dışkılama
  • Tedaviden sonuç alınamayan kansızlık
  • Dışkı şeklinde yassılaşma gibi değişiklikler
  • Nedeni anlaşılamayan kilo kayıpları
  • Nedeni anlaşılamayan karın ağrısı
  • Uzun süren ishal ve kabızlık durumlarında kolonoskopiye başvurulur.
  • Ayrıca bağırsak peliplerinin erken teşhis ve tedavisinde de kolonoskopi önemlidir.
  • Kalınbağırsak kanseri için hiçbir şikayeti olmayan 50 yaş ve üstündeki kişiler 5 yıl arayla kolonoskopi olmalıdır. Çünkü kalınbağırsak kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Rektosigmoidoskopi Nedir?

Kolonoskopinin kısa şekline rektosigmoidoskopi denir. Kalınbağırsağın son 60 cm’lik kısmının incelenmesi işlemidir. Bu bölüme  “S” harfine benzerliği nedeniyle sigmoid kolon adı verilir. İşlemden önce kolonoskopide olduğu gibi bir gün öncesinden hazırlık yapılmasına gerek yoktur. Hastanede lavman yapılarak bağırsakların temizlenmesi yeterlidir. 5 dakikalık bir işlemdir. Tipik hemoroidal ya da fissür (çatlak, yırtık) ile birlikte kanaması olan genç hastalara önerilir.

Hastalıklar

apandisit

Apandisit

Apandis, yani kör bağırsak, kalın bağırsağın başladığı yerde bulunan 6-9 cm uzunluğunda ve tüp şeklinde bir organdır. Görevinin tam olarak ne olduğu bilinmese de bilenen şey lenf dokusu içerdiği ve antikor üretebildiği; onsuz da yaşanabileceğidir. Apandisit ise apendiksin akut iltihabıdır. Acil bir durumdur ve ameliyat gerektirir. Eğer tedavi edilmezse apandis patlaması meydana gelebilir ve karın içine enfeksiyon yayılabilir. Karın zarının iltihaplanması ölümle sonuçlanabilir. Apandisit 15 kişide bir görülür. Her yaş aralığında görülebilse de en çok 10-30 yaş arası kişilerin karşısına çıkar.

Apandisit Belirtileri

Temel belirtiler karın ağrısı, iştahsızlık, bulantı ve kusmadır.

Karın ağrısı: En önemli belirtidir. Çoğunlukla göbek çevresinde ya da mide üstünde başlar. Künt bir ağrıdır ve azalma ya da çoğalma gösterebilir. Ancak tamamen yok olmaz. Çoğunlukla 4-6 saat süren ağrılardan sonra ağrı karnın sağ alt bölgesine taşınır. Bazı hastalarda başından beri sağ alt kadranda görülür. Ağrı apandisin yerleşim yerine göre sırtta, sağ veya sol kasıkta, mesane üstünde ya da makatta olabilir. Eğer doktora gitmekte gecikilir ve apandis patlarsa ağrı kısa süreliğine kaybolur. İhmalin devamıyla ateş, karın içinde abse, kana mikrop karışması süreci başlar.

İştahsızlık: Hastaların tamamına yakınında ağrıdan önce görülür. Ancak önemsenmez.

Bulantı ve kusma: Hastaların 4’te 3’ünde bulantı ve kusma görülür.

Apandisit Nedenleri

Apandis lümeninin (kalın bağırsağa boşalan içi boşluk ağzının) çoğunlukla fekalit (dışkı parçası) tıkanması nedeniyle kör bağırsağın içindeki sıvının, basıncın artması ve bu zeminde mikroorganizmaların çoğalarak enfeksiyon gelişimi nedeniyle oluşur.

Tanısı

Apandisin teşhisinde hastanın şikayetleri ve genel cerrah tarafından yapılan fiziki müdahale önemlidir. Muayenede karın sağ alt kısmına elle değerlendirme yapılırken hassasiyet gelişir. Kişi ağrıya karşı refleks gösterir ve karın duvarında kasılmadan dolayı sertlik oluşur. Ağrılı bölgeye 3-4 saniye bastırıp çekildiğinde ağrı şiddetlenir. Bu, acil ameliyatın gerekliliğini gösteren önemli bir bulgudur. Tanı için elde edilen laboratuvar bulguları hekime yardımcı olabilir. Ancak hekim muayenesinin yerine geçemez. Ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografiden de yararlanılabilir. Apandisit tanısı konulurken şu hastalıklarla karıştırılabileceğini bilmek gerekir:

  • Dış gebelik, yumurtalık ve tüp problemleri gibi diğer jinekolojik hastalıklar,
  • İdrar yolları rahatsızlıkları,
  • Karın içi lenf bezi iltihaplanması
  • İltihabi bağırsak hastalıkları
  • Divertikülit (barsak katmanlarında oluşan baloncuklar)
  • Mide ve barsak delinmeleri gibi hastalıklar

Apandisit Tedavisi

Apandisit tanısı konulmuşsa ya da şüphe duyuluyorsa su dahil hiçbir gıda alınmamalıdır. Ağrı kesici kullanılmamalıdır. Ağrıyan bölgeye sıcak su torbası ve benzeri şeyler konulmamalıdır. Akut ya da patlamış (perfore) apandisitlerde tedavi cerrahidir. Plastrone apandisitte ameliyattan önce hastaneye yatırılıp antibiyotik tedavisine başlanmalı, ek bir sorun çıkmaması durumunda 6-8 hafta sonrasına cerrahi planlanmalıdır.

Apandisit Ameliyatı

Ameliyat klasik açık yöntemle ya da laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılabilir. Açık yöntemde karnın sağ alt bölgesine yapılan 3-4 cm’lik kesi ile hastalıklı kör bağırsak damar yapıları bağlanır. Sonra kalınbağırsağa bağlandığı kökünden ayrılarak karın dışına alınır. Laparoskopik yöntemde ise 1 cm’lik bir delikten karın içi görüntülenerek karşıdaki monitörden değerlendirilir. Daha sonra başka deliklerden kör bağırsak damar yapılarından ayırılıp kalın bağırsağa bağlandığı kökünden özel bir materyalle ayrılıp karın dışına alınır. Sıra dışı bir durum yoksa her iki yöntemin ertesi gününde hasta taburcu edilebilir. Ağır egzersizler yapılmaması önerilir. Daha küçük kesi açıldığı için eğer bir mani yoksa laparoskopik yöntem tercih edilir. Laparoskopik yöntemin estetik yara izi, enfeksiyon ve fıtıklaşma riskinin azlığı, ameliyat sonrası daha az ağrı, gündelik hayata ve işe daha erken dönüş, apandisit dışında başka hastalıklarında tespit edilebilmesi gibi avantajları vardır. 

Hastalıklar

kasik-fitigi

Kasık Fıtığı

Karın duvarındaki zayıf veya açık noktalardan iç organların cilt altına doğru yer değiştirmesi durumuna kasık fıtığı denir. Karın içi fıtıklarında cilt altına doğru yer değiştiren organlar genellikle bağırsaklardır. Kasık bölgesinde gördüğümüz fıtıklar çıktığı yere göre 3 farklı isme ayrılır. Bunlar direkt fıtık, indirekt fıtık ve femoral fıtıktır. (Şekil A) Aşağıdaki şekilden yola çıkarak anlatmamız gerekirse; kasık duvarının üstündeki noktadan (kasık kanalından) çıkan fıtıklara indirekt fıtık, aşağıdaki noktadan çıkan fıtıklara femoral fıtık, adalelerin arasından çıkan fıtıklara ise direkt fıtık denir.

 

Kasık Fıtığı Belirtileri

Kasık fıtığının en önemli belirtisi kasıktaki şişliktir. Bu şişlik hem gözle görülebilir hem de elle fark edilebilir. Kişi ayağa kalktığında daha da belirginleşir. Yattığında ise küçülür, hatta yokmuş gibi görülebilir. Aynı şekilde öksürürken veya karın içi basıncı arttıracak egzersiz yaparken büyüyebilir. Bu belirtiler hastalığın teşhisi için de yeterlidir. Ancak kesin tanı için ultrason kullanılır. Bazen MR’a da başvurmak gerekebilir.

Bazı hastalarda (özellikle erken safhalarda) şişlik görülmeyebilir. Bunun yerine ağrı, hassasiyet ve kasıkta çekilme hissi oluşabilir. Bazı hastalar ise fıtığı fark etmez ya da fark etse de ciddiye almaz ve boğulmuş fıtık dediğimiz tabloyla bize başvururlar. Zayıf bölgeden çıkan organ sıkışma yapmış, gangren ve tıkanma meydana gelmiştir. Bu acil bir tablodur; hasta acil ameliyat olmalıdır Bu tablo içerisindeki bir hastada bulantı, kusma, gaz çıkartamama, dışkı çıkartamama gibi ek bulgular görülebilir.

Kasık Fıtığı Nedenleri (Kimlerde Görülür)

Kasık fıtıkları zayıf noktalardan çıkabileceği için mutlaka kişide böyle bir zayıf nokta bulunmalıdır. Bu noktalar doğumsal da olabilir, sonradan edinilmiş de olabilir. Fıtığın meydana gelmesi için bir zorlamanın olması gerekir, bu doğrudur. Ancak bu bölgeyi zorlayan her kişide fıtık oluşmaz. Mutlaka bir zayıflık olmalıdır. Her zorlamada fıtık çıksaydı halter gibi ağır sporlarla uğraşan herkeste bu fıtık görülürdü.

Kasık fıtığı yeni doğan bebeklerden yaşlılara kadar herkeste görülebilir. Ancak en çok erkeklerde görülür (Erkeklerde 10 kişide görülüyorsa kadınlarda bu sayı 1’dir.)

Kasık Fıtığı Tedavisi

Kasık fıtığı tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak ameliyatsız bir yöntemi yoktur. Tek yol ameliyattır. Güncel kasık fıtığı ameliyatı yama metoduyla yapılır. Amaç fıtığın çıkma potansiyeli olan 3 bölgenin örtülmesidir. Yama ile bu bölge örtülünce fıtığın herhangi bir yerden tekrar çıkma ihtimali ortadan kalkar. Genel, spinal ya da lokal anestezi altında yapılabilir. Hem ameliyat hem de ameliyat sonrası süreç son derece konforludur. Ancak ameliyat edilmezse ciddi komplikasyonlar doğurabilir. Bu yüzden ihmal edilmemelidir.

Hastalıklar

mide-fitigi

Mide Fıtığı

Yemek borusu, göğüs boşluğundan diyaframı delerek karın boşluğuna geçer. Eğer diyaframı geçtiği bu delikte bir genişleme söz konusuysa yemek borusu burada tutunamaz ve serbest kalır. Göğüs boşluğundaki basınç karın boşluğundaki basınçtan daha az olduğu için buradaki genişleme midenin yukarıya kaçmasına neden olur. Midenin diyaframdan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesi durumuna mide fıtığı denir. Bu hastalığın önemi, yemek borusu ile mide arasındaki kapak sistemi bozulduğu için reflü hastalığını meydana getirmesidir.

Mide Fıtığı Belirtileri

Mide fıtığı eğer reflüye neden olduysa hastada reflü belirtileri seyreder. Bunlar;

  • Göğüste yanma,
  • Ağza acı ve ekşi sıvı gelmesi,
  • Şişkinlik,
  • Ağza gıda atıklarının gelmesi gibi tipik şikayetlerdir.

Kayıcı tipteki mide fıtıklarında ise;

  • Göğüste sıkışma hissi,
  • Kalpte çarpıntı,
  • Kalp krizi geçiriyormuş gibi göğüs ağrısı,
  • Öksürük,
  • Boğaz ağrısı gibi bulgular eşlik edebilir.

Mide Fıtığı Nedenleri

Mide fıtığı genellikle karın içi basıncın artmasıyla meydana gelir. Örneğin obezlerde ve hamilelerde mide fıtığı sık görülür. Karın içi basıncı arttıran en önemli nedenler hapşırma, öksürme, kabızlık ve kilodur.

Mide Fıtığı Tedavisi

Mide fıtığının tedavisinde iki yol vardır. Bunlar medikal (ilaç) ve cerrahi tedavidir. Hastalığın derecesi ve hastanın şikayetlerine göre ameliyatsız yönteme başvurulabilir. Mide fıtığı ameliyatı laparoskopik cerrahi dediğimiz kapalı ameliyat yöntemiyle yapılır. Karın cildi kesilmez, kalem çapındaki aletlerle girilerek görüntüleme eşliğinde tamir gerçekleştirilir. Ameliyatın amacı gevşeyen ve genişleyen diyafram yarığını dikerek daraltmaktır. 

Hastalıklar

anal-fissur

Anal Fissür

Anal Fissür (Makatta Çatlak)

Anal fissür’ün halk arasındaki adı olan makat çatlağı aslında bu hastalığın kısa tanımını da oluşturur. Makatın çıkışında çatlak şeklinde oluşan yara, özellikle dışkılama esnasında ve sonrasında şiddetli ağrıya neden olur. Bazen kanamanın da eşlik edebildiği anal fissür hastalığının nedeni kabızlıktır. Zor ve sert dışkılamalar sonrasında incecik çatlaklar meydana gelir. Bunlar genellikle kendiliğinden iyileşirler ve akut (erken) anal fissür ismini alırlar. Bazı çatlaklar ise daha uzun sürebilir. Bazen iyileşir, bazen nüksederler. Bunlara da kronik anal fissür denir. Makatta çatlak hastalığı, kadın-erkek, genç-yaşlı herkeste görülebilir.

Anal Fissür Nedenleri

  • Kabızlık
  • Hamilelik
  • Doğum

Anal fissürün birinci nedeni kabızlıktır. Zorlanarak dışkılamak ve dışkının sertleşmesi adeta makatı yırtarcasına zarar verebilir. Doğum sırasında da aynı şekilde zorlanma meydana gelir ve makatta çatlaklar oluşabilir. Hamilelik boyunca ve doğumdan sonra kabızlık şikayetleri artabilir. Bu da anal fissürün oluşma riskini arttırır.

Belirtileri

  • Tuvalet sırasında anüste yırtılma hissi
  • Şiddetli ağrı
  • Kanama (Az miktarda olabilir, bazen hiç olmayabilir)
  • Kaşıntı
  • Akıntı

Anal Fissür Tedavisi

Anal fissür tedavi edilmezse yıllarca nüksederek devam edebilir. Sonuç olarak anüste daralmaya kadar gidebilir. Asıl tedavisi cerrahi olan bu hastalık eğer erken dönemlerdeyse evde dahi yapılabilecek ameliyatsız yöntemlerle yüzde 80 oranlarında tedavi edilebilir.

Ameliyatsız Tedavi

Günde 2-3 kez ılık suya oturma banyosu yapmak faydalıdır. Doktorun önerdiği kremle masaj uygulaması yapılabilir. Kabızlıktan korunmak, bol sebze ve meyve tüketmek gerekir. Ağrı gidermek için ve dışkının yumuşaması için ilaç verilebilir.

Ameliyat

Esas tedavi ameliyattır. İnternal sfinkteroktomi dediğimiz ameliyat yöntemiyle makatın iç kası kesilerek gevşetilir. Bu sayede bölgedeki basınç düşürülür. Hastaların çok büyük bir kısmı (yüzde 97’nin üstünde) işlemden sonra iyileşir. Çoğunlukla lokal anestezi altında yapılır. Bazen genel anesteziye başvurulabilir. İşlem 20-30 dakika arası sürer. Endişelendirecek bir ameliyat değildir, gayet basit ve konforludur. 

Hastalıklar

anal-fistul

Anal Fistül

Cilt ile bağırsak arasında anormal bir kanalın oluşmasına fistül denir. Makat içindeki bağırsak bölümü ile deri arasında kanal oluşmuşsa buna da anal fistül, makatta fistül ya da tıbbi adıyla perianal fistül denir.

Anal fistüller çoğunlukla eskiden oluşmuş bir apse nedeniyle meydana gelir. Anal apse anüs çevresinde yangı sonucu oluşan irinin birikmesidir. Anal fistüller bu apselerden kaynaklanabildiği gibi kronik bağırsak hastalığı ve radyoterapi gibi nedenlerden dolayı da gelişebilir.

Anal Fistül Belirtileri

  • Kirli sarı akıntı
  • İrin
  • Makat çevresinde kaşıntı.

Fistülle birlikte kabızlık yaşandığında ara ara apse atakları görülebilir. Eğer ameliyattan kaçınılırsa ve ara ara apse atakları görülürse yeni tüneller oluşabilir. Bu da hastalığı komplike bir hale sokabilir. Fistül hastalarının kabız olmamaya dikkat etmeleri gerekir. Bunun için bol bol su içilmeli ve lifli gıdalar tüketilmelidir.

Tanı

Fistülün tanısı çoğunlukla muayene ile konulur. Hastalığın makat çevresindeki seyri, komplike olup olmaması, kronik bağırsak hastalığı olup olmaması ve cerrahinin nasıl yapılacağı şu tanı yöntemleriyle kararlaştırılabilir.

  • Manyetik rezonanslı görüntüleme
  • Rektosigmoidoskopi / kolonoskopi
  • Fistülografi

Anal Fistül Tedavisi

Anal fistülün tedavisi ameliyatla yapılır. Ameliyatta amaç fistül yolunu çıkartmaktır. Bütün fistül yolları tamamen çıkarılmalıdır. Bunu yaparken makatın son bölümündeki basıncı arttıran etkeni de ortadan kaldırmak gerekir ki tekrarlama ihtimali ortadan kalksın. Açılan fistül yolu 3-4 haftalık süreçte kapanarak normal anatomik yapısına geri döner. Ameliyat sonrasında makat bölgesinde kanlı akıntı, sızıntı veya kaşıntı olabilir.

Hastalıklar