tup-mide

Tüp Mide

Tüp mide ameliyatı, tıp literatüründe sleeve gastrektomi, halk dilinde ise mide küçültme ameliyatı olarak bilinir. Ülkemizde ve dünyada en çok yapılan obezite cerrahisidir. Tüp mide ameliyatında büyük kesi yapılmadan, karın ön duvarından açılan yaklaşık 0,5 cm’lik delikler aracılığıyla midenin yüzde 80’lik kısmı alınır. Kalan yüzde 20’lik kısım bir tüpü andırdığı için tüp mide ameliyatı adı verilmiştir. Yapılan bu kapalı girişime laparoskopik cerrahi denir.

Ameliyatla alınan yüzde 80’lik kısımda fundus bölümü yer alır. Fundus, açlık hormonunun salgılandığı bölgedir. Yani tüp mide ameliyatı ile hem mide hacmi küçülür hem de açlık hissiyatı azaltılır. Öte yandan mide bypass’ı kadar olmasa da emilim azaltıcı etkisi de vardır.

Tüm obezite ameliyatları öncesi, ameliyata uygunluğun araştırılması için uygulanması gereken birtakım prosedürler vardır. Örneğin, obezite ameliyatı olacak bir kişinin Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği vücut kitle indeksi (VKİ) verilerine uyması gerekir. VKİ; kişinin kilosunun, boyunun karesine bölünmesiyle elde edilir. Çıkan her sonucun zayıf, normal kilolu, obez, aşırı obez gibi kategorileri vardır. Obezite ameliyatı olabilmek için çıkan sonucun 40 ve üzerinde olması gerekir. Eğer obezite haricinde ek hastalıklar mevcutsa sonucun 35 ve üzerinde çıkması yeterlidir. Vücut kitle indeksinizi kolayca hesaplamak için VKİ hesaplama sayfamıza gidebilirsiniz.

Obezite ameliyatı olabilmek için VKİ yeterliliğinin dışında 11 yaşın üstünde olunması, alkol sorunu olmaması ve akli melekelerin yerinde olması gerekir. 11 yaşın altındaki çocuklara kesinlikle ameliyat yapılmazken 16 yaşında altındaki çocuklara ise önermeyiz.

Tüp Mide Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Tüp mide ameliyatı laparoskopik yöntemle yapılır. Laparoskopik cerrahi, kapalı ameliyat tekniğidir. Açık ameliyatlarda olduğu gibi 10-15 cm’lik kesiler açılmaz. Onun yerine yaklaşık 0,5 cm’lik birkaç delik açılarak kamera ve tedavi araçları bu deliklerden karın bölgesine gönderilir. Cerrah, bir yandan önündeki yüksek çözünürlüklü monitörden ameliyat alanını izler, diğer yandan tedaviyi gerçekleştirilir. Bu teknik sayesinde hem ameliyat daha konforlu ve güvenli geçer hem de ameliyat sonrası süreç daha ağrısız ve hızlıdır. Genel anestezi altında gerçekleştirilen operasyonda midenin yüzde 80’lik kısmı stapler yardımı ve gönderilen tüp ışığında alınır. Ameliyatın en önemli noktası, mide alındıktan sonra dikiş hattındaki kanamaların kontrol edilmesidir. Dikiş hattında herhangi bir kaçağın olup olmadığını belirlemek için mide özel boyalar yardımıyla şişirilir. Kontrollerin ardından ameliyatın başında gönderilen tüp çıkarılır ve drenaj sistemi yerleştirilir.

Tüp Mide Ameliyatının Avantajları

  • Mide hacmi azaldığı için daha az gıdayla doyma sağlanır. Ameliyattan sonra ömür boyu yeme çeşidi kısıtlanır inanışı doğru değildir; her şey yenilebilir.
  • Açlık hormonu dediğimiz ghrelin hormonunun çıkarılmasıyla yeme isteği azalır.
  • Bağırsaklara bir işlem yapılmadığı için kanama, kaçak, tıkanıklık gibi riskler yaşanmaz.
  • Çoğu obezite ameliyatına göre süresi daha azdır. Ortalama 1 saat sürer.
  • Hastanede daha az yatış gerektirir.
  • Vücuda yerleştirilen bir yabancı cisim yoktur.
  • Emilime müdahale edilmez. Bu nedenle vitamin ve mineral eksiklikleri daha az oluşur.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası

Ameliyat sonrası süreç laparoskopik cerrahi sayesinde daha konforlu geçer. Küçük kesilerden dolayı daha az ağrı duyulurken daha hızlı iyileşme elde edilir. Ameliyattan sonraki 3 gün hastanede kalmak gerekir. Bu zaman boyunca yapılan kontroller ve tetkiklerden sonra hasta evine gönderilir. Yaklaşık 1 hafta sonra basit gündelik işlerini halledebilirler. Tam anlamıyla eski yaşama dönmek için ideal süre 1 aydır. 1, 3, 6, ve 12. aylarda kontroller yapılır. İlk ayda ortalama 20 kilo verilmesi beklenir. 1 yılın sonunda fazla kiloların yüzde 70-80’i verilebilir.

Hastalıklar

obezitenin-neden-oldugu-saglik-sorunlari

Obezitenin Neden Olduğu Sağlık Sorunları

Obezitenin Neden Olduğu Hastalıklar, Sağlık Sorunları

Obezitenin olumsuz etkileri sandığınızdan daha ciddi olabilir. Başlı başına bir hastalık olan obezitenin diğer hastalıklardan farkı birçok hastalığın da birinci sebebi olmasıdır. Vücut sistemine karşı zararlarının yanı sıra birçok ruhsal sorunun nedeni de obezitedir. Obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarından “bazılarını” şöyle sıralayabiliriz.

  • İnsülin direnci
  • Tip 2 diabet
  • Hipertansiyon
  • Kalp damar tıkanıklığı
  • Hiperlipidemi – Hipertrigliseridemi
  • Metabolik sendrom
  • Safra kesesi hastalıkları
  • Safra kesesi, endometriyum, yumurtalık, meme, kolon ve prostat gibi kanserler
  • Kireçlenme
  • Felç
  • Uyku apnesi
  • Karaciğer yağlanması
  • Astım
  • Solunum hastalıkları
  • Hamilelik komplikasyonları, anomaliler
  • Adet düzensizlikleri
  • Aşırı kıllanma
  • Yüksek ameliyat komplikasyon riski
  • Toplumsal uyumsuzluklar
  • Deri enfeksiyonları, kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları (Sürekli kilo alıp verme sonucu oluşabilir.)
  • Kas-iskelet sistemi problemleri

Obezite Vücut Sistemi Dışında Nörolojik ve Psikolojik Sorunlara da Yol Açabilir:

  • Düşük benlik saygısı
  • Depresyon
  • Psikososyal yetersizlik
  • Kaygı bozuklukları
  • Kişilik bozuklukları
  • Uyku bozuklukları
  • Yeme bozuklukları

Yeme Bozukluklarından Bazıları Şunlardır:

  • Anoreksiya nevroza (yemek yememe)
  • Blumia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama)
  • Binge eating (tıkınırcasına yeme)
  • Gece yeme sendromu
  • Bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma

Hastalıklar

obezite-ameliyati-sonrasi-sarkma-ve-estetik-ameliyat

Obezite Ameliyatı Sonrası Sarkma ve Estetik Ameliyat

Obezite ameliyatı vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan ya da 35’in üzerinde olup ek hastalıkları bulunan kişilere yapılır. Yani obezite ameliyatı olan bir kişi aşırı kiloludur. Bu kiloların kaybı demek vücutta sarkma ya da hacim kaybı gibi değişikliklere neden olabilir. Tabi bu hastanın kilosuna, yaşına ve fizyolojik durumuna göre değişebilir. Özellikle hızlı kilo kaybı yaşandığı dönemlerde hastada hem kilo vermenin mutluluğu olurken hem de meydana gelebilen sarkmalar moralini bozabilir. Ben hastalarıma her zaman “önemli olanın sağlığınızı bozan obezitenin tedavi edilmesi olduğunu, sarkma gibi diğer problemlerin obezitenin yanında çok basit sorunlar olduğunu” söylerim.

Sarkmaların Önüne Nasıl Geçilir?

Öncelikle şunu belirtmeliyiz; dengeli kilo verildiğinde sarkmalar ciddi boyutta olmayabilir. Sarkmaların önüne geçmek için öncelikli yapılması gereken şey obezite ameliyatı sonrası ne kadar zayıflayacağım yazısında belirttiğimiz gibi sağlıklı zayıflamaktır. Bunu da sağlıklı beslenerek, düzenli spor yaparak ve hekimin önerilerine harfiyen uyarak başarabiliriz. Bunun dışında sıkılaşmaya yönelik egzersizlerle sarkmaların ve hacim kayıplarının önüne geçilebilir. Burada profesyonel bir destek almak son derece faydalı olacaktır. Eğer söylediklerimiz başarılmamışsa ya da fayda sağlamamışsa ve hasta sarkmalardan şikayetçiyse vücut şekillendirmeye yönelik operasyonlara başvurulabilir.

Estetik Operasyondan Önce Dikkat

Eğer vücudunuzu toparlamak için estetik operasyona karar vermişseniz bir noktaya çok dikkat etmeniz gerekir. Obezite ameliyatından sonra kilo verme sürecinin bittiğinden emin olunmalıdır. Çünkü estetik operasyondan sonra kilo verme süreci devam ederse tekrar sarkmalar meydana gelebilir.

Hastalıklar

mide-botoksu

Mide Botoksu

Ülkemizin ve dünyanın son yıllardaki en önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre vücutta sağlığı olumsuz etkileyecek seviyede yağ birikmesidir. Alınan enerji harcanan enerjiden daha fazlaysa vücudun enerji dengesi bozulur ve vücut ağırılığı kişinin sağlığını bozacak düzeyde artarak obeziteyi meydana getirir. Yetişkin bir kişinin vücudundaki yağ oranı yüzde 25-30’un üzerindeyse obez olarak nitelendirilir. (Kadınlarda yüzde 30, erkeklerde yüzde 25). Obezite, kendi başına bir hastalık olmasının dışında birçok hastalığın da oluşmasında etkendir. Kalp hastalıkları, tansiyon, uyku apnesi, diyabet gibi birçok ciddi hastalığın baş nedenleri arasında obezite yer alır.

Obezite Tedavisi

Obezitenin tedavi süreci biraz ayrıcalıklı incelenmelidir. Çünkü hem tedavi prosedürü, hem tedavi çeşitliliği hem de birden fazla branşı ilgilendirdiği için kurallı ve disiplinli bir süreç gerektirir. Davranış değişiklikleri, diyet, egzersiz, ilaç, ameliyatsız işlemler ve cerrahi yöntemler gibi tedavi seçenekleri mevcuttur. İlk tercih her zaman cerrahi dışı yöntemler olmalıdır. Zaten hastanın ameliyat olması için öncelikle Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği vücut kitle indeksine, ardından psikolojik ve fizyolojik yeterliliğe uygun olması gerekir. Dünya Sağlık Örgütüne göre vücut kitle indeksi (VKİ) 40’ın üzerinde olan ya da 35’in üzerinde olup ek hastalıklara sahip olan kişiler obezite ameliyatı olabilir. Vücut kitlen indeksinizi kolayca hesaplamak için tıklayın: VKI

Mide Botoksu

Mide botoksu, obezite tedavisinde uygulanan ameliyatsız yöntemlerden biridir ve oldukça yüz güldürücü sonuçlar verir. Yıllardır cilt kırışıklıkları, göz hastalıkları, nörolojik hastalıklar, terleme, idrar kaçırma gibi birçok alanda kullanılan botoks 10-15 yıldır mideye de uygulanıyor. Enjeksiyon yoluyla uygulanan bölgedeki elektriksel akımı durdurma esasına dayanan botoks mideye uygulandığında midenin iştah ve açlık üzerinde etkili olan sinir ve kaslarını geçici olarak etkisi hale getiriyor. Açlık süresini uzatması sayesinde kişinin kilo vermesini sağlıyor.

Ameliyatsız zayıflama yöntemi olan mide botoksu ortalama 15-20 dakika sürer. Etkisi 4-6 ay sürer. Sinir ve kasların etkisizleştirilmesi sayesinde iştah azalır, mide kaslarının kasılma becerisi kaybolduğu için de midenin boşalması gecikir. Bu sayede besinler midede daha uzun kalır ve tokluk süresi uzar. Daha az gıda ile doyulur, kilo kaybedilir. Normal şartlarda karbonhidratlı besinlerin mideyi terketmesi 2-4 saat kadardır. Mide botoksu uygulamasından sonra bu süre 12 saate kadar uzar.

Mide Botoksu ile Ne Kadar Kilo Verilir?

Mide botoksunun etkisi 4-6 ay kadardır. Bu doğrultuda 6-8 ay içerisinde fazla kiloların yüzde 40’ının verilmesi hedeflenir.

Mide Botoksu Kimlere Yapılır?

Mide botoksu ameliyatsız zayıflama yöntemleri arasındadır. Son yıllarda ülkemizde ve tüm dünyada yaygın bir şekilde yapılmaya başlanan mide botoksu işlemi diyete uyamayan, düzenli egzersiz yapmakta zorlanan, kilo verme girişimlerinden başarısız çıkan ve obezite nedeniyle ek sağlık sorunları yaşayan kişiler için oldukça idealdir. Mide ülseri, gastrit, on iki parmak bağırsağı ülseri gibi hastalıkların olması durumunda, öncelikle bu hastalıkların tedavisinin yapılması, ardından mide botoksu işleminin uygulanması önerilir.

Soru Cevap

Yaş sınırı var mıdır?

18-65 yaş aralığındaki kişilere yapılabilir.

Yan etkileri ve zararları var mıdır?

Mide botoksu zararlı bir işlem değildir. İşlemden sonra nadiren bulantı, hazımsızlık ve şişkinlik gibi şikayetler görülebilir; geçicidir.

İşlemden sonra ne kadar hastanede kalınır?

Uygulamadan 1-2 saat sonra yürüyerek hastaneden çıkabilirsiniz.

Mide botoksunun etkileri ne zaman görülür? Ne zaman zayıflarım?

İşlemden 3 gün sonra açlık hissinizde ve iştahınızda azalma olduğunu fark edersiniz. 1 hafta sonra bu his maksimum düzeye çıkar.

Etkisi geçtikten sonra tekrarlanır mı?

Evet tekrarlanabilir.

Hastalıklar

karacigeri-korumanin-yollari

Karaciğeri Korumanın Yolları

Karaciğerde bir yetmezlik söz konusu olduğunda hayat kalitesinin bozulmasından ölüm tehlikesine kadar giden tablolarla karşılaşabiliyoruz. Hayati tehlikeden sıyrılmak için organ nakli yapılması gerekiyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak için bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Karaciğer kendini koruyabilen ve iyileştirebilen bir organdır. Ona zarar verecek hareketlerden kaçınarak karaciğer hastalıklarından korunabiliriz.

Karaciğer Yetmezliğinden Nasıl Korunacağız?

  1. Hepatit aşısı olacağız.
  2. Aşırı alkol tüketmeyeceğiz.
  3. Kilo almayacağız.
  4. Doğuştan gelen hastalıkları ihmal etmeyeceğiz.

Karaciğer yetmezliğinin en önemli nedenlerinden biri hepatit virüsüdür. Bu riski hepatit aşısı ile önleyebiliriz ancak hepatit virüslerine karşı aşı yaptırarak kendisini korumaya alan bir kişi farkında olmadan Hepatit B ve C virüslerine yakalanabilir. Kuaförde, dişçide, ortak kullanım alanlarında hiç tanımadıkları kişilerden bu virüsleri bulaştırabilirler.

Son yıllarda alkol tüketiminin artmasına paralel olarak karaciğer hastalıklarında da aynı oranda artış gözlemleniyor. Aşırı alkol tüketildiğinde, zamanla hem kişinin yaşam kalitesi bozulur hem de siroza ve karaciğer yetmezliğine neden olabilir. Sirozun neden olduğu karaciğer yetmezliğinin tek tedavisi de organ naklidir.

Karaciğerinizi henüz sağlıklıyken korumanız en doğrusudur. Ancak ne zaman ki karaciğerde bir problem olduğu öğreniliyor o zaman yöntemler aranmaya başlanıyor. Halbuki sağlıklı beslenerek ve düzenli spor yaparak sadece karaciğer değil tüm vücut sağlığınızı koruyabilirsiniz. Düzensiz beslenmek, hareketsiz yaşamak ve buna bağlı olarak aşırı kilo almak karaciğerin yağlanmasına neden olur. Bu da ilerde karaciğer yetmezliğine yol açabilir.

Doğuştan gelen demir ve bakır eksiklikleri ve metabolizma bozuklukları karaciğer yetmezliğine yol açabilir. Erken yaştaki genetik bozuklukların teşhis edilmesi karaciğer hastalıklarını önlemek için önemlidir.

Hastalıklar

hazimsizligin-nedeni-safra-kesesi-olabilir

Hazımsızlığın Nedeni Safra Kesesi Olabilir

Safra kesesi taşları, toplumumuzda en sık görülen hastalıklardan biridir. Genetik faktörler dışında beslenme alışkanlıklarıyla da doğrudan ilişkisi olan safra kesesi taşı eğer küçükse safra kanalını tıkadığı için daha ciddi sorunlar doğurabilir. Yani bilinenin aksine küçük olması iyi bir şey değildir.

Safra kesesi taşları karın ağrısı (mide bölümünde), hazımsızlık, gaz sancısı ve şişkinlik gibi şikayetlerle kendini belli edebilir. Daha çok kadınlarda görülen bu hastalıkta obeziteye yatkınlık, yüksek kolesterol ve açık tenli olmak gibi risk faktörleri bulunur. Bazı safra kesesi taşı olan hastalarda kilo kaybı görülebilir.

Toplumda azımsanmayacak kadar çok kişide hazımsızlık ve şişkinlik sorunları vardır. Bu kişilerin birçoğu da şikayetlerinin nedenini bilmez, hatta araştırma yoluna gitmez. Araştırmayı tercih edip doktora başvuranların önemli bölümünde hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerinin altında safra kesesi hastalıkları olduğu saptanır. Öte yandan bazı hastalıklar da safra kesesi taşlarının oluşturduğu semptomlara benzer belirtiler meydana getirebilir. Bağırsak hastalıkları, reflü, gastrit, mide fıtığı ve kalp krizi gibi hastalıklarla safra kesesi hastalıklarını ayırmak gerekir.

Safra Kesesi Taşı Oluşmasını Nasıl Engelleriz?

Safra kesesi taşı oluşmasında beslenme alışkanlıklarının rolü büyüktür. Özellikle aşırı yağlı besinler taş oluşumuna neden olabilir. Kızartma ve hamur işi beslenmeden uzak durmak gerekir. Yüksek kolesterol de taş oluşumuna zemin hazırlar. Safranın içindeki kolestrol ve su dengesindeki bozulmalar taşa yola açabilir. Kolesterol yüksekse ve hasta çok su içmiyorsa risk artar.

Küçük Taşlar Daha Tehlikelidir

Küçük çaplı safra kesesi taşları önemsenmelidir. Eğer önemsenmezse safra kesesi iltihaplanabilir, safra kanalı tıkanarak sarılık, kolanjit gibi durumlarla karşılaşılabilir, pankreas kanalı tıkanarak penkreatit meydana gelebilir. Hatta safra kesesi kanalındaki uzun süreli iltihaplanmalar sonucu safra kesesi kanserine dahi neden olabilir. Bu yüzden safra kesesindeki küçük çaplı taşlar büyüklere oranla daha ciddi sorunlara meydana getirebileceği için daha çok önemsenmelidir.

Hastalıklar

cocuklarda-obezite

Çocuklarda Obezite

Günümüzde obezite her yaştan insanın problemi haline geldi. Öyle ki araştırmalara göre 6-11 yaş arasındaki çocukların yüzde 20’si obez… Dünyadaki obez çocuk sayısının 1 milyara ulaştığı söyleniyor. Özellikle çocukluk çağında görülen obezitenin fiziksel sorunların yanı sıra psikolojik sorunlara da yol açtığını söyleyebiliriz.

Peki Neden Obezite Çocuklara Kadar İlerledi?

Bunun en önemli nedenlerinden biri fast food alışkanlığı, diğeri ise hareketsiz yaşam… Teknolojinin ve video oyunlarının artması çocukları hareket etmekten uzaklaştırdığı gibi eve bağımlı hale getiriyor. Sık ve düzenli öğünlerle beslenen çocuklarda obezite riski azalırken az öğünlerle ve sağlıksız beslenen çocuklarda bu risk oldukça artıyor. Evde beslenildiğinde günde ortalama 420 kalori alan çocuk dışarıdan besleniyorsa bu sayı 720’ye çıkıyor. Aradaki 300 kalorilik fark, özellikle hareket etmeyen çocuklar için başlı başına obezite nedeni… Ara öğünlerle desteklenmiş kontrollü öğün tüketimi, çocukluk dönemi obezitesinin engellenmesinde temel prensiptir.

TV ya da bilgisayar karşısında fazla vakit geçiren çocukların obeziteye yakalanma riskleri daha yüksektir. Hatta yapılan araştırmalar risk oranının yüzde 45 olduğunu belirtiyor. Beslenme ve hareket konusunda teşvik etme rolü ailelerin olmalı. 

Ailelere düşen görevler şunlar:

  • Sağlıklı ara ve ana öğünler hazırlamak.
  • Bir oturuşta tüm tabağın bitmesi için zorlamamak.
  • Yüksek kalorili atıştırmalıkları sınırlamak.
  • Besinlerle ödüllendirme ya da cezalandırma yapmamak.
  • Bilgisayar oyunlarını ve TV’yi sınırlamak.

Çocuklarda Obeziteyi Azaltmanın Yolları

  • Çocuklarınızı diyete sokmayın.
  • Onları sağlıklı beslenmeye yönlendirin.
  • Hazır yiyeceklerden, fast food’dan, sağlıksız besinlerden uzak tutun.
  • Asitli içeceklerden ve hazır meyve sularından uzak tutun, taze sıkılmış meyve sularından hazırlayın.
  • Mutfakta eğlenceli vakit geçirin. Onlarla birlikte yemekler yapın.
  • Sebze, yoğurt ve bakliyata teşvik edin.
  • Yağ, un, şekeri kısıtlayın.
  • Tüm tabağın bitmesi için onu zorlamayın.
  • Ayaküstü atıştırmanın önüne geçin. Masada sizinle birlikte yemek yesin. Odalarında yalnız yemek yemelerine de müsaade etmeyin.
  • Besinleri ceza veya ödül olarak kullanmayın.
  • Okulda neler tükettiğini takip edin.
  • Eğer atıştırma konusunda ısrar ediyorlarsa bisküvi, kurabiye gibi besinler yerine meyve, badem, ceviz, salatalık gibi besinler verin.
  • Spor yapması konusunda teşvik edin ama sevdiği sporu yapmasına izin verin.

Hastalıklar

karaciger-yaglanmasi

Karaciğer Yağlanması

Karaciğer vücutta proteinler, vitaminler, yağlar ve ilaçların işlem görmesini sağlayan bir organdır. Bu sebeple vücut sağlığı için yüksek derecede önem taşımaktadır.

Karaciğer yağlanması obezite, diyabet ve kalp damar hastalıklarıyla yakın ilişkisi olan bir hastalıktır. Karaciğerlerde biriken fazla yağ vücudumuz için hayati önem taşıyan bazı enzimlerin üretilmesini ve gerekli dağılımın yapılmasını engellediğinden hastalıklara zemin hazırlamaktadır.

İşlenmiş karbonhidratların (makarna, ekmek, kurabiye, pasta vb.) aşırı tüketilmesi karaciğerde daha fazla yağ birikmesine sebep olmaktadır.

Karaciğer Yağlanmasının Nedenleri

  • Yanlış beslenme alışkanlıkları
  • Doğal olmayan gıdaların aşırı tüketimi
  • Hareketsiz yaşam
  • Obezite
  • Alkol kullanımı 
  • Çok hızlı kilo alıp verme
  • Diyabet
  • Yüksek tansiyon

Karaciğer yağlanmasına tanı fiziksel muayene, kan testleri, ultrason ve biyopsi ile konulabilmektedir.

Karaciğer Yağlanmasının Belirtileri

  • Midede şişkinlik ve hazımsızlık
  • Mide bulantısı
  • Halsizlik, bitkinlik ve kendini yorgun hissetme
  • Ciltte bazı problemler
  • Gözlerde kızarma ve sararma
  • Baş ağrısı
  • Hafızanın zayıflaması, unutkanlık

Karaciğer kendini süratle yenileme özelliğine sahip bir organdır. Enfeksiyonlara karşı bağışıklık sağlanmasında rol oynar, fazla şekeri nişasta olarak depolar ve kan pıhtılaşmasının düzenlenmesini sağlaması açısından vücut için son derece önemlidir. Bu nedenle vücut fonksiyonlarının işlev kaybetmemesi için sağlığına özen gösterilmesi gerekmektedir.

Karaciğer Yağlanmasından Korunmanın Yolları

  • Her gün en az 45 dakika düzenli yürüyüş yapmak
  • Sebze ve meyve ağırlıklı tahıl ve süt ürünleri içeren beslenme programı yapmak
  • Ambalajlı ve katkı maddesi olan gıdalardan uzak durmak
  • Kilo kontrolünün sağlanması
  • Tam buğday tahıl ve baklagillerin tercih edilmesi.

Hastalıklar

karaciger-kisti

Karaciğer Kisti

Karaciğer kist hidatiği halk arasında köpek kisti olarak bilinir. Hayvanlardan insana geçer ve ciddi bir hastalıktır. Karaciğer kisti bir tür parazit hastalığıdır. Parazitler kurt, çakal, köpek gibi hayvanların bağırsaklarında yaşar. Dışkı ile atılan parazit yumurtaları büyük ve küçükbaş hayvanların bağırsaklarına su ve ot yoluyla geçebilir. İnsanlar da parazit yumurtalarını ağız yoluyla alabilir. Bağırsağa giden yumurtalar açılır ve genellikle (yüzde 80 oranında) karaciğere yerleşir. Böylece karaciğerde kistler meydana gelir. 

Karaciğer kisti insandan insana bulaşmaz ve insan dışkısında bulunmaz. Ancak ve ancak parazit yumurtası bulaşmış kirli gıdaların ağız yoluyla alınması sonucu insana geçer. Hastalık karaciğerde bir hasar oluşturmaz ancak bakterilerin üremesi sarılığa, delinmeye, yırtılarak alerjik reaksiyonların uyandırılmasına ve kist içeriğinin tüm karın boşluğuna yayılmasına neden olabilir. Bu durumlar hastalıkla mücadeleyi güçlendirir.

Karaciğer Kistinin Belirtileri

Karaciğer kistleri genellikle şikayete yol açmaz ve birçoğu iyi huyludur. Belirti göstermeyen kistler çoğunlukla küçük kistlerdir. Ancak kist büyüdükçe karın bölgesinde birtakım şikayetler meydana gelebilir:

  • Karın ağrısı (Özellikle karnın sağ üst kısmında hissedilir)
  • Dolgunluk, şişkinlik hissi (Yine sağ üst kısımda)
  • Mide bulantısı
  • İshal
  • Sindirim problemleri
  • Safra sıvısının tıkanması ve enfeksiyon

Karaciğer Kisti Tedavisi

Karaciğer kistinin ilacı ya da başka bir ameliyatsız tedavi yöntemi yoktur. Tek tedavi yolu cerrahidir. Ameliyatla karaciğerdeki kistlerin alınması gerekir. Cerrahi yöntem kistin büyüklüğüne, yerine ve sayısına göre değişiklik gösterebilir. Uygun hastalarda laparoskopik cerrahi uygulanır.

Hastalıklar

karaciger-kanseri

Karaciğer Kanseri

Karaciğer vücuttaki en büyük organdır. Yiyeceklerin sindirilmesine, enerji depolamaya ve vücuttan zararlı maddelerin atılmasında rol oynar. Bu nedenle büyük önem taşımaktadır.

Karaciğer kanseri dünyada en sık görülen kanser türlerinden biridir. Erkeklerde daha sık rastlanan bu hastalık karaciğer hücrelerinde ortaya çıkar.

Karaciğer Kanseri Neden Olur? (Risk Faktörleri)

  • Hepatit B ve Hepatit C virüsü ile kronik enfeksiyon karaciğer kanseri riskini artırır.
  • Belirli kalıtsal karaciğer hastalıkları
  • Siroz
  • Karaciğer yağlanması
  • Aşırı alkol ve sigara tüketimi

Karaciğer Kanseri Belirtileri

  • Karın rahatsızlığı, ağrı ve hassasiyet
  • Zayıflık ve nedensiz kilo kaybı
  • Sürekli hissedilen yorgunluk ve halsizlik
  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Sarılık

Karaciğer kanseri teşhisi için doktor öncelikle belirti ve şikayetleri dinler. Fiziksel muayene yapıldığında daha önce eğer hepatit öykünüz varsa bunu mutlaka doktorunuza bildirmeniz gerekmektedir.

Karaciğer fonksiyon testleri yapılarak sağlık derecesinin belirlenmesi hedeflenir.

Karın CT veya MRI taramaları yapılarak karaciğer ve diğer organların ayrıntılı görüntüsüne bakılır.

Karaciğer Kanseri Tedavisi

Ameliyat ile kanserli hücrelerin çıkarılması temel karaciğer tümörü tedavisidir. Karaciğer fonksiyonlarının yeterli olduğu ve kitlenin çıkarılabileceği hastalarda tercih edilmektedir. Ancak tümörün karaciğer içinde sınırlı olduğu durumlarda da karaciğer nakli gerekmektedir.

*Ablasyon

*Kemoterapi

*Radyasyon tedavisi

*Hedeflenen tedavisi de diğer tedavi yöntemlerindendir.

Hastalıklar